| Yunus Sûresi |
Yazdır |
| 109 Âyettir. Tasnif Sırası: 10, İniş Sırası: 51 |
|
| | Rahmân, Rahîm Allah adına. |
| 1. | Elif Lâm Râ. İşte bunlar, hikmetli Kitap´ ın âyetleridir. |
| 2. | Kendilerinden bir adama, -"İnsanları uyar ve inanlara, Rab´ leri katından bir doğruluk adımı bulunduğunu muştula"- diye vahyetmemizde, insanlar için şaşılacak ne var? İnkârcılar, "Bu, gerçekten apaçık bir büyücüdür!" dediler. |
| 3. | Evet, Rabb´ iniz Allah´ tır; ki gökleri ve yeri, altı günde yarattı. Sonra işi düzenlemek üzere Arş´ a yerleşti. O´ nun izni olmadan, hiç kimse aracılık yapamaz. İşte Rabb´ iniz Allah budur. Öyleyse O´ na kulluk edin. Peki, hatırlamaz mısınız? |
| 4. | Hepinizin dönüşü O´ nadır. -Allah´ ın gerçek sözü olarak.- Evet O, önce yaratır, sonra inanan ve iyi işler yapanlara adaletle karşılık vermek için, yeniden diriltir. İnkârcılara gelince, inkârları yüzünden, onlar için kızgın bir içecek ve can yakıcı bir ceza vardır! |
| 5. | Güneş´ i bir aydınlık ve Ay´ ı bir ışık yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, Ay´ a konaklar belirleyen O´ dur. Allah, bunları ancak gerçekle yaratmıştır. Bilen kimseler için delilleri ayrıntılı olarak açıklıyor. |
| 6. | Evet, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, ve Allah´ ın göklerde ve yerde yarattıklarında, hiç kuşkusuz takvâlılar için deliller vardır. |
| 7. | Bize kavuşmayı ummayan, şimdiki hayattan hoşnut olarak ona bağlanan ve delillerimizden habersiz bulunanlar var ya, gerçekten, |
| 8. | işte onların, kazandıklarına karşılık sığınacakları yer, Cehennem´ dir. |
| 9. | İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, evet, inançlarına karşılık Rab´ leri, onları doğru yola iletir: Mutluluk Bahçelerinde, altlarından ırmaklar akar. |
| 10. | Orada yakarışları, "Münezzehsin ey Allah!"; ve selâmlamaları: "Selâm!" dır. Yakarışlarının sonu: "Övgü Allah´ a, Rabb´ i âlemlerin!" |
| 11. | Ve eğer Allah insanlara, mutluluğu çabucak istedikleri gibi, mutsuzluğu çabuklaştırsaydı, süreleri tamamlamış olurdu. Ama bize kavuşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalamaya terk ederiz. |
| 12. | Ve insana bir zarar dokunduğunda, otururken veya ayakta iken, bizi yanına çağırır. Biz zararını giderince, başına gelen zarar için bizi çağırmamış gibi, geçer gider. Aşırı gidenlere, yapageldikleri şey, işte böyle süslü gösterilir. |
| 13. | Hiç kuşkusuz biz, sizden önce nice kuşakları, elçileri kendilerine delillerle geldikleri hâlde, hâinlik edince, yok ettik. Zaten onlar, inanacak değildi! Suçlu kimseleri, işte böyle cezalandırırız. |
| 14. | Sonra, nasıl davranacağınıza bakmak için, yeryüzünde, onların ardından, sizi vekiller yaptık. |
| 15. | Âyetlerimiz onlara delil olarak okununca, bize kavuşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur´ an getir!" veya "Onu değiştir!" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmeye yetkim olabilir mi? Ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Rabb´ ime karşı gelirsem, büyük bir günün cezasından korkarım." |
| 16. | De ki: "Allah dileseydi, ben onu size okutmazdım, size de bildirmemiş olurdu. Bundan önce, aranızda bir dönem kaldım! Hiç anlamaz mısınız?" |
| 17. | Allah´ a karşı yalan uyduran veya delillerini yalanlayanlardan daha hâin kim olabilir? Hiç kuşku yok ki, suçlular, kazananlar olmayacaklar! |
| 18. | Ve onlar, Allah´ ı bırakarak, kendilerine bir zarar, ve bir yarar veremeyen şeylere taparlar ve, "Bunlar, Allah katında bizim aracılarımızdır" derler. De ki: "Göklerde ve yerde, bilmediği bir şeyi mi Allah´ a bildiriyorsunuz?" Münezzehtir O! O, aşkındır onların ortak koştuklarından! |
| 19. | İnsanlar yalnız bir tek toplumdu. Sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabb´ inden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında, aralarında karar verilmiş olurdu! |
| 20. | Ve "Rabb ´inden ona bir delil indirilse ya!" derler. Onlara de ki: "Gayb, gerçekte Allah´ a özgüdür. Öyleyse bekleyin; gerçekten ben de, sizinle birlikte bekleyenlerdenim." |
| 21. | Ve onlara dokunan bir zarardan sonra, insanlara bir rahmet tattırdığımızda, bir de bakarsın, delillerimize karşı olanların bir planı vardır. De ki: "Plan bakımından Allah en hızlıdır." Evet, meleklerimiz, yaptığınız planları yazmaktadırlar! |
| 22. | Size karada ve denizde yolculuk ettiren O´ dur. Gemilerde bulunduğunuzda gemiler içindekileri tatlı bir rüzgârla götürür, yolcular neşeyle eğlenirken, şiddetli bir fırtına gelip çatar, dalgalar her yandan saldırıp onlar çepeçevre kuşatıldıklarını anlayınca, dinlerini Allah için arındırarak O´ na yalvarırlar: "Bizi bundan kurtarırsan, hiç kuşkusuz, şükredenlerden oluruz!..." |
| 23. | Sonra O, onları kurtarınca, bir de bakarsın ki, yeryüzünde haksız yere azgınlık ederler! Ey insanlar! Gerçekten, şimdiki hayatın geçici yararları için azgınlığınız, bizzat kendi zararınızadır! Sonra dönüşünğz bizedir. Yaptıklarınızı size bildireceğiz. |
| 24. | Gerçekte şimdiki hayat tam olarak şuna benzer: Bir su ki, onu gökten indiririz; sonra onunla hayvanların ve insanların beslendikleri yeşillikler, yeryüzünde birbirine karışır; sonra yeryüzü süslerini alıp bezenir, ve sakinleri onun üzerinde güç sahibi olduklarını düşünmeye başlarlar; buyruğumuz, gece ya da gündüz ona gelir; sonra onu bütünüyle biçilmiş bir hâle getiririz. Düşünen kimseler için delilleri, işte böyle, ayrıntılı olarak açıklıyoruz. |
| 25. | Allah, barış yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. |
| 26. | İyi davrananlara, en iyisi ve hatta fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir toz, ne de zillet bulaşır. İşte onlar, Cennet halkıdır. Orada temelli kalacaklar. |
| 27. | Ve kötülük işleyenlere ise, kötülükleri kadar bir karşılık vardır! Ve onları bir zillet bürüyecek, -Allah´ a karşı onları koruyacak yoktur,- sanki yüzleri, gecenin karartıcı parçalarıyla kaplanmış gibidir. İşte onlar, içinde temelli kalacakları Cehennem´ in halkıdır. |
| 28. | Ve onların hepsini toplayacağımız, sonra da, o tanrılar uyduranlara, "Siz ve tanrılarınız yerlerinize!" diyeceğimiz gün, -ve artık aralarını tümüyle ayırırız;- ve tanrıları diyecekler: "Bize tapmıyordunuz ki! |
| 29. | "Bizimle sizin aranızda tanık olarak Allah yeter. Sizin tapınmanızdan, kesinlikle haberimiz yoktu." |
| 30. | Her kişi, daha önce yapmış olduğunu orada sınayacak. Ve onlar, gerçek koruyucuları Allah´ a döndürülecekler. Uydurdukları şeylerse, onlardan ayrılıp gidecek. |
| 31. | De ki: "Gökten ve yerden sizi besleyen kimdir? Ya da kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar, "Allah´ tır!" diyecekler. O zaman de ki: "Takvâlı davranmayacak mısınız?" |
| 32. | İşte, gerçek Rabb´ iniz Allah budur. Artık gerçekten sonra, sapkınlıktan başka ne olabilir? Nasıl da tersine döndürülüyorsunuz! |
| 33. | Rabb´ inin, yoldan çıkmış kimselerin kesinlikle inanmayacaklarına ilişkin sözü işte böyle gerçekleşir. |
| 34. | De ki: "Tanrılarınızdan, önce yaratan, sonra bunu yenileyen biri var mıdır?" De ki: "Allah önce yaratır, sonra bunu yeniler. Nasıl da tersine döndürülüyorsunuz!" |
| 35. | De ki: "Tanrılarınızdan gerçeğe ileten var mıdır?" De ki: "Ama Allah, gerçeğe iletir. Öyleyse gerçeğe ileten mi, yoksa, ona iletilmedikçe, kendisi erişemeyen mi uyulmaya daha lâyıktır? Ne oluyor size? Ne biçim karar veriyorsunuz?" |
| 36. | Ve onların çoğu, ancak bir zanna uyarlar. Hayır, zan, gerçeğin yerini kesinlikle tutamaz! Evet, Allah, onların yaptıklarını çok iyi bilir. |
| 37. | Bu Kur´ an, Allah´ a rağmen uydurulacak birşey değildir! Ancak kendinden öncekinin doğrulaması ve âlemlerin Rabb´ inden gelen Kitap´ ın açıklamasıdır. Onda hiçbir kuşku yoktur. |
| 38. | Yoksa, "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: "Onun benzeri bir sûre getirin, Allah´ tan başka gücünüzün yettiklerini de çağırın, eğer doğru iseniz." |
| 39. | Hayır, ama onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz açıklaması da kendilerine gelmemiş olanı yalanladılar. Onlardan öncekiler de işte böyle yalanlamışlardı. Hâinlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak! |
| 40. | Ve onlardan ona inananlar vardır, inanmayanlar vardır. Rabb´ in, bozgunculuk yandaşlarını en iyi bilendir. |
| 41. | Ve seni yalanlarlarsa, "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız da size aittir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım" de. |
| 42. | Ve onlardan sana kulak kabartanlar vardır, sağırlara, sen mi işittireceksin? anlamasalar bile. |
| 43. | Ve onlardan sana bakanlar da vardır, körleri sen mi doğru yola ileteceksin? görmeseler bile. |
| 44. | Allah, insanlara aslâ zulmetmez; ama insanlar, kendilerine zulmediyorlar. |
| 45. | Ve onları, o Gün´ de toplayacak. Birbirleriyle tanışmaları için, günün ancak bir saati kadar kalmışlar gibi olacaklar. Doğru yola gitmeyerek Allah´ a kavuşmayı yalanlayanlar, kuşkusuz kaybetmişlerdir. |
| 46. | Onları tehdit ettiğimiz şeylerden bir kısmını sana gösterelim, veya senin canını alalım, nasıl olsa onların dönüşü bizedir. Sonra Allah, onların yaptıklarına tanıktır. |
| 47. | Her toplum için bir elçi vardır. Onlara elçileri geldiğinde, aralarında adaletle karar verilir. Onlara aslâ haksızlık edilmeyecektir. |
| 48. | "Ve eğer doğru söylüyorsanız bu söz ne zamandır?" derler. |
| 49. | De ki: "Allah´ ın dilemesi dışında, ben kendime ne bir yarar, ne de bir zarar verebilirim. Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde, onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler." |
| 50. | De ki: "Ne dersiniz? Ya O´ nun cezası, size gece veya gündüz gelirse! Suçlular O´ ndan, neyi çabuklaştırmak istiyorlar?" |
| 51. | Buna, gerçekleştiğinde mi inanacaksınız? Yoksa şimdi mi, ki çabuk gelmesini istiyordunuz? |
| 52. | Sonra hâinlik edenlere, "Sürekli cezayı tadın! Yapmış olduğunuzdan başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz?" denilecek. |
| 53. | Ve "O gerçek midir?" diye sana sorarlar. De ki: "Evet! Ant olsun Rabb´ ime! O gerçektir. Ve siz, güçsüz bırakamazsınız." |
| 54. | Hâinlik eden kimse, yeryüzünde ne varsa, hepsine sahip olsaydı onu fidye olarak verirdi. Ve onlar cezayı görünce, için için pişmanlık duyacaklar. Ve aralarında adaletle karar verilecek. Onlara aslâ zulmedilmeyecek. |
| 55. | Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah´ ın değil mi? Allah´ ın verdiği söz gerçek değil mi? Ama onların çoğu bilmez. |
| 56. | Dirilten ve öldüren O´ dur ve ancak O´ nun huzuruna döndürüleceksiniz. |
| 57. | Ey insanlar! Rabb´ inizden size, elbette, bir öğüt ve göğüslerdekine bir şifa, inananlara yol gösterme ve rahmet gelmiştir. |
| 58. | De ki: "Allah´ ın lütfu ve rahmetiyle, evet, işte bununla sevinsinler: Bu, onların topladıklarından daha iyidir." |
| 59. | De ki: "Allah´ ın size indirdiği yiyeceğin bir kısmını haram, bir kısmını helâl kılmanıza ne dersiniz?" De ki: "Size Allah mı izin verdi? Yoksa Allah´ a iftira mı ediyorsunuz?" |
| 60. | Ve Allah´ a karşı yalan uyduranlar, Diriliş Günü ne düşünecekler? Evet, Allah, insanlara lütuf sahibidir, ama, onların çoğu şükretmez. |
| 61. | Ne durumda olursan ol, ve Kur´ an´ dan ne okursan oku, ve ne iş yaparsanız yapın, onu yapmaya giriştiğinizde, biz üstünüzde tanığız. Gökte de, yerde de, zerre ağırlığınca bir şey Rabb´ inden gizli kalmaz. Ve bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki, apaçık bir Kitap´ ta bulunmasın. |
| 62. | Allah´ ın dostlarına gelince, değil mi ki gerçekte, -kaygı yok onlara, ve üzülmeyecekler de,- |
| 63. | onlar, Allah´ a inanan ve takvâlı olan kimselerdir, |
| 64. | bu hayatta olduğu gibi, ötekinde de onlar için bir muştu vardır. -Allah´ ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. -İşte, büyük başarı budur! |
| 65. | Onların sözleri seni üzmesin. Evet, bütün güç Allah´ ındır. O, duyandır, bilendir. |
| 66. | Göklerde ve yerde kim varsa, hepsi Allah´ ın değil mi? Ve Allah´ ın yanında putlara tapanlar, neyin ardından gidiyorlar? Onlar yalnız zanna uyuyorlar ve yalnız yalan söylüyorlar! |
| 67. | O, geceyi dinlenmeniz, gündüzü de görebilmeniz için belirlemiştir. Gerçekten bunda, dinleyen kimseler için deliller vardır. |
| 68. | "Allah bir oğul edindi" dediler; -münezzehtir O! O, herşeye karşı zengindir. Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O´ nundur;- bunun için elinizde hiçbir kanıt yoktur! Allah´ a karşı bilmediğiniz şeyi mi söyleyeceksiniz? |
| 69. | De ki: "Allah´ a karşı yalan uyduranlar, kesinlikle kazançlı çıkamazlar." |
| 70. | Bu dünyada az bir yararlanma vardır; sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkâr etmeleri nedeniyle, onlara çetin cezayı tattıracağız. |
| 71. | Onlara Nuh´ un haberini oku. Hani o halkına şöyle demişti: "Ey halkım! Eğer kalmam ve Allah´ ın delillerini hatırlatmam size ağır geliyorsa, o zaman, ben yalnız Allah´ a dayanıp güvendim. Öyleyse siz de putlarınızla birlikte toplanıp işinizi kararlaştırın. Ve sonra işiniz, size bir üzüntü kaynağı olmasın. Ve sonra, hakkımda karar verin, ve bana süre de vermeyin. |
| 72. | "Eğer sırt çevirirseniz, zaten ben sizden bir karşılık istemiyorum. Karşılığımı vermek, yalnız Allah´ a aittir ve bana teslim olanlardan olmam buyruldu." |
| 73. | Sonra onu yalanladılar. Bunun üzerine biz de onu ve gemide yanında bulunanları kurtardık, -onları vekil atadık;- ve delillerimizi yalanlayanları, boğduk. O uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak. |
| 74. | Sonra, onun ardından, halklarına elçiler gönderdik de onlara deliller getirdiler. Ama insanlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Sınırları aşanların kalplerini, işte böyle mühürleriz. |
| 75. | Onların ardından da Firavun ve ileri gelenlerine, delillerimizle Musa ve Harun´u gönderdik. Ama bu insanlar, büyüklük tasladılar. Gerçekten de, suçlu insanlardı. |
| 76. | Tarafımızdan onlara gerçek gelince, "Evet, işte bu apaçık bir büyüdür!" dediler. |
| 77. | Musa, "Size gerçek geldiğinde, ona böyle mi dersiniz? Bu büyü müdür? Oysa büyücüler başarılı olamazlar!..." dedi. |
| 78. | Ve onlar, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek için ve yeryüzünde egemenlik ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz, size aslâ inanmayız!" dediler. |
| 79. | Ve Firavun, "Bütün bilgin büyücüleri bana getirin!" dedi. |
| 80. | Sonra büyücüler gelince, Musa onlara, "Atacağınızı atın" dedi. |
| 81. | Sonra attıklarında, Musa dedi ki: "Getirdiğiniz büyüdür. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Evet, Allah bozgunculuk yandaşlarının işini yoluna koymaz. |
| 82. | "Ve suçlular istemese de, Allah, sözleriyle gerçeği kesinlikle ortaya çıkaracaktır." |
| 83. | Ama Firavun´ un ve kendi ileri gelenlerinin işkence yapmasından korktuklarından, halkından bir kesim dışında, kimse Musa´ ya inanmadı. Ve Firavun, yeryüzünde gerçekten kibirliydi; evet o, sınırları aşanlardandı. |
| 84. | Ve Musa, "Ey halkım! Allah´ a inanmışsanız, yalnızca O´ na güvenin! Eğer, teslim olanlar olarak kalacaksanız" dedi. |
| 85. | Bunun üzerine onlar dediler ki; "Yalnızca Allah´ a güvendik. Ey Rabb´ imiz! Bu hâin kimseler için bizi bir ayartıcı yapma. |
| 86. | "Ve rahmetinle bizi inkârcı insanlardan kurtar." |
| 87. | Musa ve kardeşine şunu vahyettik: "İkiniz Mısır´ da halkınız için birtakım evler hazırlayın; evlerinizi merkez edinin, namazı kılın. Ve inananları muştula." |
| 88. | Ve Musa, "Rabb´ imiz! Kuşkusuz sen Firavun´ a ve ileri gelenlerine şimdiki hayatta büyük bir saltanat ve mallar verdin. Rabb´ imiz! Bununla birlikte onlar, senin yolundan saptırıyorlar. Rabb´ imiz! Mallarını yok et, kalplerinin sıkıştır, çünkü onlar, can yakıcı bir ceza görmedikçe inanmazlar!" dedi. |
| 89. | Ve Allah, "İkinizin çağrısı kabul olundu. Öyleyse, doğru yolda devam edin, o bilmeyenlerin yoluna aslâ uymayın!" dedi. |
| 90. | Ve İsrailoğulları´ nı denizden geçirdik, Firavun ve askerleri, isyankârlar ve düşmanlar, onları izlediler. Sonra o, boğulacağı anda, "İsrailoğulları´ nın inandığından başka tanrı olmadığına inandım, artık ben de teslim olanlardanım" dedi. |
| 91. | "Ne? Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiştin ve bozgunculuk yandaşlarındandın! |
| 92. | "Peki, sonrakilere bir delil olman için, bugün, seni cesedinle kurtaracağız. Ve bununla birlikte insanların çoğu, delillerimizden habersizdir!" |
| 93. | Hiç kuşkusuz İsrailoğulları´ nı gerçek bir yurda yerleştirdik ve onlara iyi yiyecekler verdik. Bundan sonra, kendilerine bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler. Muhakkak ki Rabb´ in, Diriliş Günü´ nde, ayrılığa düştükleri konularda, aralarında karar verecektir. |
| 94. | Ve eğer sana indirdiğimizden kuşku duyuyorsan, senden önce Kitap´ ı okuyanlara sor. Hiç kuşkusuz, sana, Rabb´ inden gerçek gelmiştir: Öyleyse, sakın kuşku duyanlardan olma. |
| 95. | Ve Allah´ ın delillerini yalanlayanlardan da olma, yoksa kaybedenlerden olursun. |
| 96. | Hayır, haklarında Rabb´ inin sözü gerçekleşenler, inanmazlar, |
| 97. | -kendilerine her türlü delil gelse bile,- can yakıcı bir cezayı görene kadar. |
| 98. | Ne? Yunus´ un halkından başka, inanmış ve inançları daha sonra kendilerine yarar sağlamış bir kent var mıdır? Onlar inanınca, biz, onlardan şimdiki hayatta rezillik cezasını kaldırdık ve onları, bir süreye kadar yararlandırdık. |
| 99. | Oysa Rabb´ in dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Artık, inanmaları için, insanları sen mi zorlayacaksın? |
| 100. | Allah´ ın izni olmadıkça, hiçbir kimse inanamaz. Ve O, anlamayanları pisliğe götürür. |
| 101. | De ki: "Göklerde ve yerde olanlara bakın!" Ama inanmayan bir halka deliller ve tehditler yarar sağlamaz. |
| 102. | Kendilerinden önce geçen insanların günlerine benzer günler değilse, neyi bekliyorlar? De ki: "Peki, bekleyin, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!" |
| 103. | Sonra biz, elçilerimizi ve inananları kurtarırız. İnananları kurtarmak, üzerimize bir borçtur. |
| 104. | De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden kuşkudaysanız, bilin ki, ben, Allah´ tan başka taptıklarınıza tapmam. Ancak, canınızı alacak Allah´ a kulluk ederim. Ve bana, inananlardan olmam buyruldu." |
| 105. | Ve ayrıca: "Yüzünü, içtenlikle dine çevir! Ve sakın tanrılar uyduranlardan olma; |
| 106. | ve Allah´ ı bırakıp, sana yarar da, zarar da veremeyecek şeylere yalvarma. Eğer öyle yaparsan, o zaman sen, gerçekte, hâinlerden olursun." |
| 107. | Ve Allah sana bir zarar dokundurursa, O´ ndan başka, onu giderecek kimse yoktur. Sana bir iyilik dilerse, O´ nun iyiliğini geri çevirecek de yoktur. Onu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayıcıdır, merhametlidir. |
| 108. | De ki: "Ey insanlar! Rabb´ inizden, elbette, size gerçek gelmiştir. Artık doğru yola giren, ancak kendisi için girmiş ve gerçekten, sapan da, kendi zararına sapmıştır! Ve ben, sizden sorumlu değilim." |
| 109. | Sana vahyedilene uy; Allah hüküm verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir. |